Site

www.didemsarman.com

14 Mart 2014 Cuma

30 Mart 2014 Yerel Seçim Tahminleri & Türkiye’nin Karanlık Günleri

Özgürlükler sessizlikle gelmez..”



7 Aralık 2013 tarihinde yazdığım “Mars Terazi’de Yargı ve Adalet Zarar Görüyor, İktidar yara alıyor, Bir Lider Gidiyor” isimli yazımda, Türkiye’ye dair önemli süreçleri değerlendirmiş ve öngörülerimde büyük bir başarı yakalamıştım. 17 Aralık operasyonu ve devamında Akp’nin aldığı derin yara, Chp’nin kendi içindeki yeni oluşumlar, Ali İsmail Korkmaz davasındaki belirsizlik ve skandallar ve 2014 ile ilgili süreci değerlendirdiğim yazım sizlerden büyük ilgi gördü. Tekrar okumak isteyenler için link: http://incididem.blogspot.com.tr/2013/12/mars-terazide-yarg-ve-adalet-zarar.html

Bugün bu yazıda ise seçimleri ve yaklaşan zamanın astrolojik olarak etkilerini paylaşacağım.

Değerli okuyucularım öncelikle ülkemizin içinden geçtiği süreç, Satürn’ün Akrep burcundaki tüm karanlık güçlere darbe vurmasının, temizlemesinin verdiği olağan sıkıntıların oraya çıktığı, tam bir dönüşüm dönemidir. Satürn'ün Akrep burcundan geçişi  2015'e kadar devam edecektir. Bu süreçte 2012 Ekim ayından bu yana ekilmeye devam eden zehirli tohumlar büyüyüp, filizlenirken, onların meyvesini ilk yiyecek olanlar da yine halkın psikolojisini gizliden gizliye, sanki vatanını çok seviyormuş gibi bir maskeyle altüst edip, insanları yıllardır suistimal eden, ağır vergiler ödeterek, işsizliğe, yoksulluk sınırına yaklaştırarak, halkın değerleriyle oynayıp, geçmişini unutturmak isteyen, ilkokul çocuklarına bile kimi daha çok seviyorsun sorularını sorduran, andımızı kaldıran, ülkenin en kritik noktalarını karış karış satan, yabancıların eline tepsi ile sunan, milletinden aldığı paraları evinde eritecek yer bulamayan, sürekli yalanlar söyleyerek, Haziran 2013’ten bu yana 8 gencimizi katleden, üzerine psikolojik baskı yaratarak, onları terörist ilan edip, ailelerinden bir başsağlığı bile dileyemeyen, kendi ülkesindeki olaylara sağır ve kör olmuş, ancak Mısır’daki olaylar için televizyonlara çıkıp gözyaşı döken, valisi buraya gelen herkesi s… atarım diye bir uslup kullanabilen, kendi çocuklarını paraya boğup da, bakkaldan ekmek almaya giden çocuğu gaza boğan, kafasına gaz fişeği isabet ettiren, halkın demokratik hakları çerçevesinde yapacağı gösterilere engel olan, tomalarla 5 metre yakından tazikli ve ilaçlı soğuk su sıkan, halkına plastik mermi kullanan, onlarca kişinin gözünü kör eden, üstelik tüm bunlara da, paralel yapıların oyunları diyen, bizi güçten düşürmek için sizi alet ediyorlar diyerek, son noktada hepimizi terörist ilan eden, zamanında bu devletin genelkurmay başkanını içeri alıp, üzerine onu da terörist bir yapı kuruyor diye fişlemeye çalışan, eğitim sistemini seneler içinde “kendi çıkarlarına göre” yasalarla yönlendiren, hukuk sistemini çökerten, sürekli baskı uygulayan faşist ve diktatör sistem ve kişilerdir.

Akrep burcu astrolojide katillerle ilişkilendirilmektedir ve Satürn’ün Akrep burcundaki bu seyri, Katil’in kim olduğunu somut olarak ortaya koyma vaadinde bulunmaktadır ki şu ana kadar gözlemlediğim kadarıyla sonuç yeterince ortada ve açıktır.

Öncelikle önümüzde 16 Mart 2014’te Başak burcunda bir Dolunay gerçekleşecektir. Bu Dolunay’ın ülkemize etkileri:

Dolunay anının haritasında 11 drc Terazi yükselmektedir ve bu görünüm Türkiye haritasının 4.evine düşmektedir. Dolunay an haritasında Ay 12.evde yer almaktadır. Öncelikle Dolunay anına eşlik eden sabit yıldızı incelediğimde bunun ülkemiz açısından orta ölçekli depremleri tetikleyebileceğini belirtmeliyim. Devamında Türkiye haritası ile Dolunay haritası eşleştirdiğimde, muhalefet partisini ilgilendiren konuların önplana çıkacağını gözlemledim. Muhalefet partisi 19 Mart’a kadar kendi içinde güçlü destekler alıyor olacak. Partilerine dolunay haftası boyunca yeni ve güçlü bir isim katılabilir, zira dolunay anında Satürn’den destek alıyor olacaklar.

31 Mart tarihinde ise gökyüzünde Uranüs-Pluton karesi exact hale gelerek, tüm dengeleri değiştiriyor olacak. Bunun etkilerine göz atacak olursak,

-iktidar partisinin sonunu gösteren yerde yerleşen transit Jüpiter, Türkiye haritasında iktidarı temsil etmektedir ve yine iktidarı temsil eden bölgeye düşen Transit Uranüs’ten kare, Pluton’dan karşıt açı almaya başlamıştır. Böylece gökyüzünde birincil olarak Uranüs-Pluton karesi exact, yaklaşan Uranüs-Pluton-Jüpiter T-karesi sınır dahilindedir.

-İktidar partisi kendi içinde önemli birini, lider olarak tanımlayabilecekleri birini kaybedebilir ve parti seçim zamanında büyük zarar görecektir.  (Uranüs-Pluton exact / 10-7)

-30 Mart 2014’te Türkiye saati ile 20.44’te gerçekleşen Koç burcundaki Yeniay, Uranüs-Pluton-Jüpiter T-Karesine dahil olmakta ve Algenib sabit yıldızı ile birleşerek, tatsız sonuçlar yaratabilecek etkiler yaratmaktadır. Öncelikle bu yıldız mundan astrolojide doğrudan “hırsızlık” ile ilgilidir. Buradan sonuçla, Yeniay haftasında (26 mart-3 Nisan) hırsızlık konusunun daha belirginleşeceği, yapılan hırsızlıkların ön plana çıkacağı ve belki de seçime “oy hırsızlığı” karılaşabileceğini rahatlıkla söyleyebilirim. Ancak bu yine de hırsızlık vurgusu ile bir kazanan olmayacağını, yapılan olası bir hırsızlık veya skandal önplana çıkacağı için, bunu yapana doğrudan “kayıp” olarak geri döneceğine işaret etmektedir.
-Yeni ay haftasına önemli ve şiddetli bir kaza/yaralanma haberi damga vurabilir. Bu sonucu ölüm olabilecek büyük olay, iktidar partisinden birinin yaşamını tehlikeye sokabilir veya Türkiye için önemli bir isim olabilir.

-Yeniayın etkisi ile çeşitli illerde alışılagelmişin dışında, sıradan düzeni bozan yeni liderler ortaya çıkacaktır. (Yeniay kavuşum Uranüs) Bu da demek oluyor ki örneğin Akp’nin 5 yıldır sürekli kazandığı bir yeri artık başka biri kazanacaktır.

-Seçimin hemen önce veya sonrası olası eylemlerde, haklarını arayanlar çok sert müdahalelerle karşılaşacaklardır ve bunun sonucu daha ağır kayıplar verilmemesi için herkesin dikkatli ve sakin olmaya çalışması önemlidir (Satürn 90 Venüs)

-Seçim öncesinde ve hemen sonrasında tutuklu ordu mensuplarından biri veya birkaçının serbest bırakılma olasılığı yüksektir. (6. Ev’in 5.evinde yeni ay kavuşum Uranüs)
-Koç burcundaki yeniay, dünya genelinde gemi ve okyanuslarla ilgili olayları da gündeme getirecektir.

Öne çıkan Adaylar:
Astrolojik olarak doğum saatlerini bilmememe rağmen, güneş doğuş haritası çıkartarak, seçim tahminlerinde bulunuyorum:

Ankara

i.Melih Gökçek: Melih Gökçek seçim esnasında Satürn 180 Ay yaşayıp, gökyüzündeki Satürn-Venüs karesi, Ay’ı ile birleşip T-kare oluşturduğu için, seçimlerde çok zorlanacak ve rahat edemeyecek. Bu kesinlikle onun çok kolay kazanabildiği bir seçim olmayacak. (doğum saati olmadığı için net konuşamamaktayım)

Mevlüt Karakaya: Seçim esnasında transit Satürn, Güneş’ine 90 yapmaktadır. Bu onun kazanma olasılığını oldukça düşüren önemli bir görünümdür.

Mansur Yavaş: Transit Pluton, Merkür’üne kavuşum yapmakta, Koç burcunda yerleşmiş Ay’ı ise 8 drc orbla Yeniay ile kavuşumdadır. Aksi bir gösterge olmadığı için Ankara için en güçlü aday Mansur Yavaş olmakla birlikte, Melih Gökçekle oyları büyük oranda paylaşabileceklerini düşünmekteyim.

İzmir

Aziz Kocaoğlu: Gerçekleşen Yeniay ve Uranüs,  Kocaoğlunun Neptün ve Merkür’üne karşıt açı yapıyor. Transit Jüpiter, yine Neptün ve Merkür’e karşıt açı yaparak, transit Jüpiter ve Uranüs’ün Aziz Kocaoğlu’nun haritasındaki Neptün-Merkür kavuşumu ile T-kare oluşturduğunu gözlemliyorum. Açıkçası Aziz Kocaoğlu açısından zorlayıcı bir seçim süreci kendisini bekliyor. Kazanması için fazladan iyicil bir etki almadığı gibi, seçim sürecinde zor bir dönemden geçtiği görünmekte.

Binali Yıldırım:  Ay düğümleri Plutonuna uyumlu açı kuruyor. Doğum saatleri olmadığı için, bunun hangi evlerden olduğunu göremiyorum ancak bu ona güç verebilir ve seçim zamanı normalden daha yüksek oy alabilir.

Murat Taşer: Doğum günü bilgileri yoktur.

İstanbul

Kadir Topbaş: Uranüs ve Yeniay, Topbaş’ın Neptün’üne karşıt, Satürn’üne kare açı oluşturmaktadır. Ayrıca Neptün 120 Ay yaşamaktadır ve Akrep burcunda yerleşmiş Ay’ı dağılma yaşayacaktır (hangi alanda olduğunu doğum saati olmadığından göremiyorum) Her koşulda bu görünümler,  hayal kırıklığı yaşayacağını ve gücü istediği oranda elinde tutamayıp, bu seçimlerden beklediği büyük başarıyı alamayacağını göstermektedir. Örneğin daha önce 10 birim başarılı ise, bu seçimlerde 3 birim başarılı olacaktır.

Mustafa Sarıgül: Seçim günü, Satürn Güneş kavuşumu ve Yeniay ile Uranüs’ün, natal Ay’ına kavuşumunu yaşamaktadır. Satürn natal Mars ile 120 drc açı kurmaktadır. Bu Sarıgül’ün her şekilde seçimlerde öne çıktığını, büyük bir çıkış ivmesi yakalayacağına işaret etmektedir ve en güçlü aday olarak görünmektedir. Yaşamında kariyer konusunda somut anlamda yeni bir dönem açılabilir. (Satürn 0 Güneş)

Rasim Acar: Doğum bilgileri yok.

Levent Kırca: Uranüs ve Yeniay, natal haritasında Neptün ve Güneş’i ile 180 drc açı kuracaktır. Bu Kırca’nın kariyeri ve başarısı açısından yükseltici, pozitif bir etki değildir, kazanma şansını düşürür.

Yukarıdaki öngörüler, kişilerin doğum saati olmadığı için, ortalama tahmin gücüne sahiptir. Yerel seçimlerde oy vermek her Türk vatandaşının kendisine, ailesine, devletine ve geleceğine karşı sorumluluğu ve borcudur. Unutmayın bir oy ile tüm dengeler değişebilir. Seçim zamanınızda oyunuzu kullanın, oy verin.

Aydınlık Günler İçin..  Oyunuzu Kullanın !

Sürecin burçlarla ilgili günlük, haftalık, aylık ve yıllık yorumlarını Radikal gazetesi astroloji bölümünde kendi burcunuzun resmine tıklayarak okuyabilirsiniz: http://www.radikal.com.tr/astroloji/

Didem ŞARMAN



30 Ocak 2014 Perşembe

1 Şubat 2014 "Didem ŞARMAN Eğitim & Danışmanlık Şirketi"




Sevgili dostlar, arkadaşlar, danışanlar, büyükler, kız ve erkek kardeşler, tek başıma yürüdüğüm bu yolda bana sürekli gönülden destek olanlar, hiç yalnız bırakmayanlar, sürekli takip edip, yazılarımı paylaşanlar, başkalarına okutanlar, beni önerenler, emeğimi ve çabalarımı takdir edip, işimi aşkla yaptığımı canı gönülden görebilenler..... İyi ki varsınız.

Sizinle önemli birtakım değişiklikleri ve gelişmeleri paylaşmak istiyorum. 2010 yılında çıktığım bu yolda, en büyük hedeflerimden birini gerçekleştirmek üzere olmamın mutluluğu ve sevincini hissediyorum. Dört senedir aldığım kişisel gelişim, psikoloji ve astroloji eğitimlerimle birlikte bugün kendim için çok önemli bir yol ayrımına gelmiş bulunmaktayım..

Daima tek başıma yürüdüğüm bu yolda, gerek bilgileri gerekse dostlukları ile yaşamıma ışık tutan, bana bilgeliğimi hatırlatan astroloji öğretmenlerime ve aileme teşekkürü bir borç bilirim.

Uzun ve zorlu bir yolculukta, ben yorulduğumda bile elimden tutup kaldıran her kimse, o kişilere teşekkür ederim..

28. yaşımın içindeyim ve şu anda astroloji alanında kendi adımı markalaştırmak, kuracağım astroloji okulunun ülkemize ve insanlara faydalı olmasını sağlamak ve sürekli kendimi geliştirmek adına yüksek çaba ve özveri içerisindeyim.

Amacım, astroloji gibi ülkemizde çok da fazla doğru tanınmayan değerli bir sanatı, sizlere daha iyi tanıtmak, öğrenmenizi kolaylaştırmak ve kendi yaşamınızdaki gelişmeleri, hayat yolunuzu anlamlandırmanıza destek olabilmektir.

Benim çalıştığım sistemde, hislere %10 oranında gerek vardır. İstatistik bilgi, veri toplama, gözlem ve deneye ise %90.. Astrolojiyi öğrenmeye başladığım ilk gün onu tanımladığım cümleleri sizinle paylaşmak isterim:

Astroloji, zamanın çizgisinde ileri ve geri hareket edebilme kabiliyetine sahip, her bir parçanın bütünün bilgisine sahip olduğu bilinci ile hareket eden, içeride ne varsa dışarıda o vardır ilkesine dayanarak, kişinin karakteri, sahip olduğu yaşam potansiyelleri ile yaşam döngüsü içerisinde karşılaşacağı olayların, konuların, insanların rengi ve kişinin yapacağı muhtemel seçimleri tasvir eden,  astronomi, psikoloji, sosyoloji gibi bilimlerden faydalanarak insanların yaşamına ışık tutan  gökbilimleri sanatıdır.
Astrolog ise, siyasi ve yüksek ticari amaçlar gütmeden, daima evrenin kendisine sunduğu bilgiler eşliğinde bilgeliğini geliştiren, gündemi takip eden, tarafsız kalmayı başaran, hisleri kadar kendi zekasına değer veren ve bunu ön planda tutan, her bir insanın yazgısına, seçimlerine ve özgür iradesine saygı duyarak, ona duymak istediklerini değil, duyması gerekenleri söyleyebilme kalitesi ve yeteneğine sahip, bu sistemi günden güne işleyen bir sanatçıdır.”

Bugün gelmiş olduğum noktada, astrolojiye daha fazla katkı sağlamak, kendi çalışmalarımı daha fazla insana ulaştırmak ve kendi değerimi en başta kendime hatırlatmak adına, Didem Şarman ismini kurumsal bir yapıya kavuşturmuş bulunuyorum.

1 Şubat 2014 itibariyle, Didem Şarman Eğitim & Danışmanlık şirketimi resmi olarak açmış ve kurmuş bulunuyorum.  Bundan sonra vergimi ödeyeceğim ve çalışmalarımı markalaşma yolunda ilerleyen kurumsal bir şirket olarak sürdüreceğim için, sevinç, heyecan ve mutluluk içerisindeyim.

1 Şubat 2014 itibariyle, Türkiye’nin saygın kuruluşlarından olan Doğan Holding bünyesinde, Radikal Gazetesi Astroloji yazarı olarak, günlük, haftalık, aylık ve yıllık yorumlar ile, gündeme dair tüm gelişmeleri paylaşmanın gururu, mutluluğu ve sevinci içerisindeyim.

1 Şubat 2014 itibariyle, Pembe Şeker Blog, Didem Şarman blog (incididem.blogspot.com) ve resmi internet sitemde(didemsarman.com) yazılarımı yayınlamaya devam etmenin gururu ve mutluluğu içerisindeyim.

Beni bu yolda yalnız bırakmayan çok değerli okuyucularıma ve beni takip eden herkese binlerce kere teşekkür ediyor ve hepinize sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Bana bu yaşamda verilen en değerli hediye, sizlerin bana verdiği sonsuz destek ve hissettiğiniz güvendir.  

Siz değerli okuyucularıma, danışanlarıma, öğrencilerime, anneme ve artık yanımda olamayan babama, aileme, Devrim Dölen ve Devrim Yılmazer’e, onların kıymetli annelerine, kedilerime, Pınar Yazır Özgür, Rauf Özgür, Mahasti, Ezgi ve tabi ki benim tek sahibim, canımdan öte can olan Allah’a ve bana yol gösteren rehberlerime sonsuz teşekkür ederim….

Eğer bir hayaliniz varsa ve bu hayali iyi kötü her günde sürdürebilecek cesaretiniz, o vakit eyleme geçin; çünkü evren sadece eyleme geçenlere sahnede olma fırsatını verir.

Sevgilerimle


Didem ŞARMAN

19 Ocak 2014 Pazar

Başak & Balık Sonsuzluğun Dünyadaki Yansıması





Bir Balık ile Bir Başak evvel zaman içinde kalbur saman içinde iken karşılaşırlar ve dünya o günden sonra iki ayrı yaratılıştaki insanın, birbirine duyduğu sonsuz çekimi ve aynı zamanda birbirlerini bir türlü anlayamayan doğalarına şahit olmaya başlar..
Biri mantık insanı, biri dalgınlıklar insanı.. Bu iki insan tesadüf olunca ne mi olur, bakın neler olur J

Hep ciddi yazı yazacak değilim öyle değil mi :))

1)
Başak: Canım sana söylediğim konuyu düşündün mü ?
Balık: Hangi konuyu aşkım ?
Başak: (ifadesiz bir yüz takınarak) Şaka yapıyorsun sanırım.. Nasıl unutursun ?
Balık: Neyi unuttum ki ?
Başak: Neyi mi unuttun ? İnanmıyorum sana, sen sanırım beni hiç düşünmüyosun!
Balık: Olur mu tüm hayallerim seninle
Başak: Tamam da peki sen düşündün mü o konuyu ?
Balık: Aşkım benim o konudan hiç haberim yok, konu tam olarak neydi ???
Başak: ııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııı

2)
Balık: Sen benim hayallerimin en güzel yanısın. Seni görmeyi çok özledim..
Başak: Tamam canım gel o zaman..
Balık: Nereye ?
Başak: Nereye olacak yanıma.
Balık: Haa tamam, o zaman haftaya yanındayım birtanem

1 Hafta Sonra…

Balık: Aşkım nasılsın ?
Başak: Nasıl olayım sence !!!
Balık: Niye bir şey mi oldu ki ?
Başak: Ne mi oldu ? Ne demek ne oldu ? Sen daha iyi biliyorsun ne olduğunu ?
Balık: Benim bilmem gereken bir şey mi vardı ?
Başak: Offffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffffff

3)
 Balık burcu akşam arkadaşlarıyla dışarı çıkacaktır ve bizim meraklı da olayın detaylarını öğrenmek istemektedir.
Başak: Sevgilim bak beni bilgilendir, kaçta gideceksin, kaçta geleceksin, ne yapacaksın yoksa merak ederim tamam mıııı?
Balık: Tamam aşkım hiç merak etme hep haber vericem.

45 dk sonra...

Balık: Ben Alsancaktayım.
Başak: ??? Hani arayacaktın giderken ?
Balık: Aşkım o sırada acele çıktım unuttum
Başak: Neeee ? Beni mi unuttun ?
Balık: Aşkım seni unutmam mümkün mü hiç ? Sen benim kraliçemsin..
Başak: hımm peki o zaman ama arada mesaj at, konuşalım, bak merak ederim sonra..
Balık: tamam aşkım hiç merak etme zaten tüm aklım sende.. (!)

3 saat sonra… akşam 23.00

Balık: X mekana geçiyoruz, süperim, beni merak etme.
Başak: Çok düşüncelisin, çok teşekkür ederim !!!! (Allah seni kahretsin inşallah)
Balık: Bir problem mi var ?
Başak: Cehennemin dibi var !


4) 
Başak: Canım ben artık kola içmemeye karar verdim, çok sağlıksız, ayy allah korusun sonra erken yaşta hastalıklara falan tutulurum, malum bu kola bir sürü organa zarar veriyormuş..
Balık: Ha bi de içmeyi düşünüyodun yaniii !
Başak: Niye, ne demek istedin şimdi sen !
Balık: Afrikada'da milyonlarca insan aç iken, sen hala burada kola içip içmemeyi tartışıyorsun.. İnanamıyorum.. Biliyor musun oradaki insanlar ne durumda.. Bu dünya neden böyle, niye hiçbirimiz eşit yaratılmadı ki.. 
Başak: ????!!

5) Başak: Seninle ilk tanıştığım gün aslında seni beğenmemiştim, ama sonra halin tavrın, özenli düzgün hareketlerin ve konuşmaların, kendini geliştirme isteğin, -de leri ayrı yazışın, dilbilgisine önem vermen, çevreye, doğaya ve insanlara karşı hassas yapın doğrusu beni biraz etkiledi..
Balık: Ben ise seni ilk gördüğüm andan itibaren "tarifsiz" bir aşkla seviyorum..
Başak: ............

6)  Binbir tavır, surat ifadesi değişikliği ve kapristen sonra nihayet Başak insanı Balık'a bir problem olduğunu fark ettirebilmiştir.
Balık: Küstün mü sen bana?
Başak: Ne münasebet yetişkin insanlarız ben küsmem!
Balık: Neyin var peki ?
Başak: Sen beni hiç dinlemiyorsun ki..
Balık: Olur mu aşkım dinliyorum seni tabi ki, anlat bakayım aşkına kim canını sıktı senin ?
Başak: Sen !
Balık: Ne ? Ben mi  ? Neden ? Benim hiçbir şeyden haberim yok ki..
Başak: Şimdi sen geçen cuma Ahmetler'le eğlenmeye gitmiştin ya oraya 9 da gideceğini söylemiştin ama 10 da gitmiştin, sonra ben seni aramıştım açmamıştın, mesajıma cevap da vermemiştin, sonra ben sana ulaşamayınca..
Balık: Aşkım tabi ki ulaşamadın çünkü ben seni o kadar çok düşünüyorum ki, sırf sen bana arar da ulaşamazsan diye telefonumu şarja taktım üç saatte doldu..
Başak: :SS !! ?? aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa ! İmdaaaat !

Balık’ın unutkanlıkları ile Başak’ın unutmamazlıkları yan yana gelince ne mi olur ? Belki ilk görüşte aşk, belki senelerce sürecek kopmayan bir ruhsal bağ..  Gerekten de en iyi dostluklar ve ilişkiler bu ikiliden çıkabilir, çünkü zıtlıkların dünyası birbirini tamamlar ve kişi kendinde eksik olan şeyleri karşısındakinde görmeye, onun aracılığıyla tamamlanmaya başlar.. ve tabi ki gerçek şu ki, birbirilerini anlamaları çok uzun zaman alabilir.. J




ALKOL BAĞIMLISI DEĞİL/ SEVGİ YOKSUNLUĞU ÇÖKÜNTÜSÜ

Alkolik, bağımlı ve sorunlu diyorsun ama..

Doğrusu ben bir insanın alkolik olmasına veya sigara ya da madde bağımlısı olmasına takılmam.. Bunların altında yatan nedeni araştırmaya başlar zihnim.. Yüreğim birden onunla bağlantı kurar ve onu bu hale getiren sebep neler olabilir diye "görmeye" başlarım..

Dikkatli bakan insanlar için zor bir ülkede yaşıyoruz. Maddi manevi birçok şeyi feda edip, yeniden yapılandırmaya çalıştığımız bir dönemdeyiz..
İlişkiler eski zamanlardaki gibi samimi değil sanki, hep bir eksiklik var gibi.. 
Bastığımız topraklar, yuva dediğimiz ülkede her gün yeni bir tedirginliğe uyanıyoruz..
Zamanla sanki bir şeyleri yitiriyor muyuz.. "duygularımızı.."
Maddi dünyanın öne çıktığı bu yıllarda, ruhumuzla iletişim kurmaya daha çok ihtiyacımız var.

Bir insanın duyarlı ve hassas bir yaratılışa sahip olması, zaman zaman ince ince keskin bir bıçakla oyar ruhunu.. Bunu ben de yaşadım. Varoluş sorunları, sorgulamaları geçirdim.. ama buraya adapte olmaktan başka çarem olmadığı için, sonunda mümkün olduğunca uyum sağlamaya çalıştım..

Birbirimizi daha çok sevmeye ihtiyacımız var.. 
Çocuklarımıza özgüveni yüksek olsun diye her şeyi serbest bırakmamaya, ağzına geldiği gibi konuşmanın etkili olmayacağını öğretmeye, daha fazla spor ve zeka oyunlarına yönlendirmeye ihtiyacımız var..

Unutulmaya yüz tutan değerlerimizi hatırlayama ihtiyacımız var..
Tarihimizi okuyup araştırmaya, diğer ülkelerde neler oluyor, bu ülkede uygulanan yaptırımlar diğer ülkelerde olsa neler olurdu bunları araştırmaya ihtiyacımız var..

Her şeye kafa sallamamaya, alışmamaya, zaman içinde sesimizi yükseltip, burada ben haklıyım demeye ihtiyacımız var ve tabi ki düzgün bir üslupla..

Daha çok insan tanımaya, daha çok ülke görmeye, daha çok hayvan ve doğayı sevmeye ihtiyacımız var.. 

Yüzeysellikten kurtulup, derin ilişkiler geliştirmeye ihtiyacımız var..

Kadınların vücutlarını teşhir ederek bir erkeği cinsel yönden etkilerken, aslında zekalarına güvenmeye ihtiyaçları olduğunu anlamamıza ihtiyacımız var..

Erkeklerin bir geceden bir şey olmazdan ziyade, daha farklı bakış açıları geliştirmeye ihtiyacı var..

Yalanların bitmesine, doğrulara, sevgiye, aşka ihtiyacımız var...

Bilmem... İşte öyle...

Alkolik, madde bağımlısı, sorunlu diyorsunuz, aşağılıyorsunuz da, her alkoliğin hikayesinde "bir sevgi eksikliği ve aşırı duygusal hassasiyet var.." 

Sizin de bunu anlamaya ihtiyacınız var !

Didem ŞARMAN

18 Ocak 2014 Cumartesi

NEJAT İŞLER’E DUALARIMIZI GÖNDERİYORUZ..


Sevgili Nejat İşler, Tanrı’nın Eli Senin Üzerine Olsun..

Az önce Nejat İşler’in doktorunun yaptığı açıklamayı öğrendim ve inanın çok üzüldüm. Henüz çok genç ve umarım bu derdi bir an evvel atlatır. Sizlere astrolojik olarak konuyu açıklayacağım. Aşağıda gördüğünüz haritada içeride olan Nejat İşler’in gd haritası, Dışarı gördüğünüz ise gökyüzü an haritasıdır.




Öncelikle Nejat İşler için söylenen akciğer problemi olduğu ve siroz hastalığı teşhisi.  Konuyu birkaç ay geriden alacak olursam, Nejat İşler’in natal haritasındaki Satürn’e,  3 Kasım 2013’teki Akrep Burcunda gerçekleşen Güneş tutulması karşıt açı yapmıştır. Hemen ardından Aralık 2013’te bu kez transit Satürn, natal haritadaki Satürn’e karşıt açı yapmış ve Nejat İşler aynı zamanda 40 yaş civarı deneyimlenen Neptün kare Neptün döngüsüne girmiştir. Bunların iç içe geçmesinin anlamlarına bakacak olursak, Satürn 11 ve 12. Evin doğal yöneticisi, 8.evin ise yücelim yöneticisidir. Hastaneler ve şifa bulma alanını, aynı zamanda da yaşam sonunu gösterebilecek bir ev olan 12.evin yöneticisi hem tutulma hem de transit Satürn tarafından sert görünüm almıştır. Bunu belki de uzun zamandır devam eden bir hastalığın aniden yoğun bakıma alınması sürecini, yaşamsal tehlikeler evinin yücelim yöneticisinin Satürn olması ve ani yaşamsal tehlikeleri de göstermesi açıklayacaktır. Satürn transitlerde hasar görmüştür fakat bu transitler açıkçası bu derece vahim bir tablo çizmeye yetmeyebilirdi. Tabi eğer Neptün ve Şiron transitlerini saymazsak..

Nejat İşler’in haritasında yaşam sonunu gösteren iki evin de yöneticisi olan Merkür, Şu anda transit Neptün ile kavuşum halindedir. Yani Neptün, Merkür’ün üzerinde, transit Şiron da natal Güneş’in üzerindedir.

Merkür astrolojide kuvvetli öksürüğü sembolize ederken, natal Merkür’ün natal Jüpiter’den aldığı kare açı tamamen akciğer rahatsızlığını göstermektedir. Bu durumda transit Neptün, Merkür’ün üzerine gelerek, hem de hemen bu ay için değil, özellikle Şubat 2013’ten itibaren akciğerler konusunda belirgin bir rahatsızlık, hastalığın teşhisindeki zorluk veya Nejat İşler’in yaptığı gibi “hastalıkla yüzleşmekten kaçış veya hastalığı kendi haline bırakma” yı günümüze dek vermiştir.Neptün'ün natal Merkür'e kavuşumu natal haritadaji Jüpiter Neptün kavuşumunun, yine natal haritadaki Merkür'e kare açısını, transitte üzerine gelerek "açmıştır" Böylece akciğer sorunu daha belirgin hale gelmiş ve yaşamsal tehlike oluşturmaya başlamıştır.

Şiron ise Güneş’in üzerindedir ve kişinin genel sağlık durumuyla ilgili tüm problemleri, acı veren tarafları artık su yüzüne çıkartmıştır.

Nejat İşler ikinci transit Neptün’ün natal Merkür’e kavuşumunu 4 Ocak 2014 itibariyle deneyimlemeye başlamıştır ve 18-22 Ocak 2014 tarihleri Merkür’ün alacağı görünümlerden dolayı oldukça kritik bir eşiktir.
   
Yıl gereği de 2014 Şubat ayına kadar kendisi hassas bir zamandan geçiyor. Eğer bugünleri Allah’ın izni ile atlatırsa, sağlığına kavuşacağına inanıyorum, ama bu zaman alacak.

Hastalığın ciddiyeti ve problemin boyutları ortadadır. Nejat İşler’e Allah’tan acil şifalar diliyorum ve hepimizin onun için dua ettiğini biliyorum.


Didem ŞARMAN

27 Aralık 2013 Cuma

OĞLAK BURCUNDA YENİAY 1 OCAK 2013




İktidar Partisi İçin Zor bir Süreç Devam Ediyor..

Bir yara kangren olmuşsa ve sizi içten içe acıtmaya devam ediyorsa, en iyi yol o yarayı kökten kesip atabilme cesaretini göstermektir..

Yeni Yıl Kutlamaları İptal olsa Yeridir...

2014’ün ilk gününde saat 13.13’te gerçekleşen Oğlak burcundaki yeni ay, 2014 açısından önemli olayları tetiklemesi ile birlikte köklü bir değişim enerjisini açığa çıkartıyor. 8 Aralık’ta Mars’ın Terazi burcuna girişi ve devamında ülkemizde gerçekleşmeye başlayan operasyonlar ve bu operasyonların ardından çıkan yolsuzluklarla birlikte iktidar cephesinde önemli değişiklikler gündeme gelmeye başladı. Bu değişiklik iktidar partisinin birçok bakanının istifa etmesi ve yerlerine yeni bakanların yerleştirilmesi ile devam etmekte. Böylece Akp’nin kendi içinde mecburi bir değişikliğe gittiğini görmekteyiz. Bu konuyla ilgili çok detaylı bir yazıyı, henüz kimse yazmamışken 7 Aralık 2013 tarihinde yayınlamış ve Mars Terazi’de İktidar kan kaybediyor, yargı ve hukuk zedeleniyor başlığı altında sizlere sunmuştum. Eğer hala okumadıysanız yazının linkine tıklayarak hemen okuyabilirsiniz:


Şimdi önümüzdeki sürece bakacak olursak, yeni aylar etkilerini 3 gün önce ve 3 gün sonra gösterirler. Bu durumda Oğlak burcundaki Yeni ayın etkisini 28 Aralık-4 Ocak arasında hissettireceğini öngörebiliriz. Türkiye haritasında da 27 Aralık- 4 Ocak tarihlerinin önemli ve etkin görünümler verdiğini yukarıda belirttiğim Mars Terazi yazımda belirtmiştim. Bu noktada bu tarihler arasında Türkiye açısından önemli bir altı gün yaşayacağımızı belirtmeliyim.

Oğlak burcu devlet ve resmi kurumlarla doğrudan ilgili bir burçtur. Yaptırım gücünü elinde tutan kişiler, iktidar partisi, hakimler, yargıçlar ve komutanları örneğin genel kurmay başkanını sembolize etmektedir. Bu noktada Oğlak burcundaki Yeni ay, kendi içinde Pluton ve Merkür kavuşumuna sahip, Mars ve Uranüs ile T kare görünümde ve Jüpiter ile de karşıt görünümdedir.  Bu veriler bize Yeni ay haftasında iktidar partisi ile ilgili güçlü bir kırılma enerjisi söz konusu olduğunu göstermektedir zira bu söz ettiğim açılar oldukça güçlü ve kökten temizlik gerektiren açılardır.

Başbakanımız kendi hayatı, seçimleri ve ailesi ile ilgili gündeme oturabilir, yine bu noktada Türkiye haritasında transit Jüpiter’in  Mc ile görünümü vardır ve başbakanımızın kendini çok zor duruma sokacak bir vaziyete gelebileceğini işaret etmektedir. Normal şartlarda bu görünüm, iktidar partisi ile ilgili ciddi bir sonlanmayı da göstermektedir. Bu sonlanma başbakanı doğrudan etkileyecek ve görevini mutlaka gözden geçirmek zorunda kalacaktır. Bir başka durum ise Örneğin şu anda çağrı kağıdı giden başbakanımızın oğlu Bilal Erdoğan, kendi isteği ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na 2 Ocak 2014’e kadar gitmediği halde hakkında zorla getirilme kararı çıkarılacaktır. Sözkonusu bu durumların hepsi Yeni ay haftasında iktidar cephesinde karışıklıklar yaratabilir ve partiyi kendi içinde daha da zor durumlara düşürebilir. 

Yargıçlarla ilgili önemli konular Yeni ay haftasında gündeme gelebilir. Tüm bu sözkonusu olaylar kendi içlerinde zorluk derecesi yüksek görünümlerle gerçekleşmekte olduğu için, Türkiye açısından Yeni ay haftası kritik bir eşiktir. Yargı açısından zorlanan ülkemiz ve güveni sarsılan halkımız için yeni ay haftası kritik kararların verileceği zorlu bir süreci işaret etmektedir.

Yeni ay Türkiye haritasının açık düşmanlıklar evinde doğmaktadır ve 4. Evdeki transit Mars, Yeni ay zamanında natal Pluton ile kare, transit Pluton, transit Merkür ve Yeni ay ile de kare bakış açısı oluşturarak, 4.evden T-kare görünüme girecektir. Bu görünüm aynı zamanda ülke topraklarını tehdit eden bir olayı gösterdiği gibi, halkın iç huzurunun kesinlikle yerinde olmadığını ve huzur bozucu bir takım olayların gelişeceğini göstermektedir. Bu noktada Mars orantısız güç kullanımını da temsil ettiği için, şu anda tekrar alevlenen eylemler sırasında can yakıcı birtakım olayların, eylemciler ve polisler arasında vuku bulacağını da göstermekteir. Ne yazık ki şehit haberlerinde bir artış gündeme gelmesi bu hafta için beklenen bir başka durumdur. Ayrıca defalarca belirttiğim deprem tehlikesi devam ettiğinden, Temmuz 2014'e kadar ülkemiz en yüksek risk altında olduğu için yetkili kişilerin bir an evvel deprem yönetmeliği, depremden korunma, ilk yardım vb. konularda çalışma başlatması gerekmektedir.

Benim önerim, Yeni ay haftasında ortaya çıkacak olan çatışma, orantısız güç kullanımı ve manipulasyon enerjisi altında, kişisel olarak değerlendirecek olursam yılbaşında mümkün olduğunca kalabalık ortamlara girmemenizden yanadır. Bu tarz açılar altında, ülke açısından kritik enerjiler vardır ve bu enerjinin içinde biz çoğu zaman patlama, yangın gibi kitlesel olayları da sıklıkla deneyimleriz. Bu sebeple sevdiklerinizle evinizde baş başa kutlayacağınız bir Yeni yıl sizin için daha eğlenceli ve mutluluk verici olacaktır. Bireysel olarak şiddet ve çatışma enerjisinin yoğun olduğu bu dönemde lütfen enerjinizi dengeleyen yöntemler bulun ve insanlarla birebir çatışmaya girmeyin. Sözlü bir çatışma ortamı bile aniden büyüyebilir ve gereksiz sorunlar yaratabilir.

Yeni ay haftasında öncü burçlar Koç, Terazi, Yengeç ve Oğlak birinci derecede etkileneceklerdir.  Bu burca sahip veya yükseleni bu burçlardan biri olan kişilerin mutlaka yeni ay haftasında sakin ve dengeli olabilecekleri ortamları tercih etmeleri gerekir. Hayatınızda büyük bir değişim enerjisini tetikleyen bu süreç içerisinde sorunlu ve geleceğinize katkıda bulunmayan her türlü insanı hayatınızdan çıkartmak mecburiyetinde kalacağınızı da ifade etmeliyim.

Bu ne kötü bir başlangıç diyorsanız şöyle söylemek isterim:

Bir yara kangren olmuşsa ve sizi içten içe acıtmaya devam ediyorsa, en iyi yol o yarayı kökten kesip atabilme cesaretini göstermektir..

Hayat bazen, kriz zamanlarında o krizleri nasıl yönetebildiğimiz ve krizlerin ardından yolumuza nasıl devam ettiğimize göre şekillenir ve sizin kötü olarak nitelendirdiğiniz olaylar olmasa, belki de ömür boyu bir yarayı taşıyacağınızı hatırlatmak isterim..

Bu yüzden bu hafta deneyimlerinize “ iyi veya kötü” olarak isim takmak yerine, yaşadığım her olayı içtenlikle kabul ediyor ve KADERİME GÜVENİYORUM diyerek karşılamanızı şiddetle tavsiye ederim.

Yeni yıla güzel bir başlangıç enerjisi ile giremesek de, 2014’te aileniz ve sevdiklerinizle birlikte mutluluk veren deneyimleri yaşamanızı ve her anınızın bir öncekinden daha güzel olmasını dilerim.

Sevgilerimle..

Didem ŞARMAN

20 Aralık 2013 Cuma

21 ARALIK 2012 VAROLUŞUN SONU MU ? Geçen seneden bugüne bizler..



21 Aralık 2012'de yazdığım yazımı, bu yıl 21 Aralık'ta tekrar paylaşıyorum. Buradaki öngörülerimin, özellikle astroloji alanına ilgideki artışla ilgili öngörümün bugün gerçekleştiğini görmek beni sonsuz mutlu ediyor. Keyifle okumanızı dilerim


Son zamanların en popüler konusu olan ve şüphesiz en az inananının dahi büyük bir ilgi ve merakla beklediği tarih 21.12.2012'ye sayılı günler kala, bazı kesimlerce yaratılmaya çalışılan korku enerjisini hafifletmek, dünyamızın ve insanlığın bu önemli geçiş sürecini anlamlandırmaya yardımcı olmak adına bu yazıyı hazırladım.

Hepimizin bildiği üzere 21.12.2012'de eski bir Orta Amerika uygarlığı olan, zamanında astronomi, matematik, mimari ve sanatta ileri uygarlık düzeyine ulaşmış olan Mayalar'ın takvimi söylentilere göre son buluyor. Oysa bu "son" kesinlik taşımamakta ve hatta bazılarına göre "sonun başlangıcı" olarak kabul edilmektedir. Mayalar takvimlerini belirli periyotlara göre bölmüşler, bu takvim esas gücünü ve zamansal kavramını ise Güneş sistemimizden almıştır. Onlar Güneş'in tüm hareketlerini takip etmişler, Güneş sisteminin işleyişini çok iyi kavramışlar ve buna göre belirli zamansal periyotlar belirlemişlerdir. Söylentilere göre takvimin beşinci ve son periyodu 21.12.2012'de son bulmaktadır.  Oysa takvimin devamının olduğunu iddia eden kimseler de bulunmakta ve böylece, Mayalar'ın takviminin sonu ile alâkalı tüm bilgiler kesin bir gerçekliğe bağlanamamaktadır.

"Guatemala'nın yağmur ormanlarında bulunan antik Maya kenti Xultun'da, 21 Aralık 2012'de sona eren Haab takviminin sonrasındaki tarihlere işaret eden yeni bir takvim bulundu. Araştırma ekibinde yer alan ve kalıntılardaki oymaları deşifre etmek için çalışan Teksas Üniversitesi'nden arkeolog David Stuart, "Maya takvimi milyonlarca, milyarlarca, oktilyonlarca yıl devam edecek... Hatta, aklımıza bile getiremeyeceğimiz süreler boyu devam edecek" dedi." Haberin detayları için: http://www.ntvmsnbc.com/id/25347988/"
Net olan tek konu 21.12.2012 tarihinde Güneş'in Galaktik Merkez'e 3 drc'lik bir orbla kavuşum yapacağı ve bunun astrolojik sınırlar dahilinde olup, kavuşum sayılacağıdır. Bu kavuşuma diğer gezegenlerin de belirli bir sınırda dahil olmalarıyla, o gün için öngörülen "Galaktik Hizalanma" olayı beklenmektedir.
Astronomik açıdan belirlenen tarihte gerçekleşeceği öngörülen galaktik hizalanma, Dünya'dan bakıldığında Güneş'in Galaktik Merkez'den geçmesi sırasında diğer gezegenlerin de belirli bir düzlemde dizilmesidir.
Astronomik tanımda galaktik merkez, samanyolu galaksimizin merkezine verilen addır ve Yay takımyıldızında bulunur. Bünyesinde oldukça geniş bir kara delik barındırmaktadır ve bu karadelik görünemez durumdadır. Böylece bu tarihle ilgili çeşitli senaryolar üretilmiş ve en önemlisi de Güneş'in Galaktik Merkezle kavuşumu sırasında sözü geçen karadelik tarafından yutulma olasılığı olarak öne sürülmüştür.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, Güneş'in Galaktik Merkezden geçişi hiçbir zaman tam bir kavuşum olmayacaktır, zira yıllara göre Galaktik Merkez pozisyonları aşağıda belirtilmiştir:
Galaktik Merkez pozisyonları
1900: 25°27′Yay
1950: 26°09′ Yay
2000: 26°51′ Yay
2050: 27°33′Yay

Bu pozisyonların dışında, Güneş her yıl aynı Merkezden geçmekte ve gezegenler de hızlarına göre belirli yıllık periyotlarda aynı bölgeden geçişlerini tamamlamaktadırlar.

Konuyla alâkalı en yakın ve sağlam örnek Pluto'nun 2006 yılının 29 Aralık tarihinde 26 drc 56 dk ile Yay Burcu'ndan geçişidir. Pluto 31.12.2005 tarihinde de 24 drc 53 dk Yay Burcu'nda ilerlemeye devam ediyordu. Astrolojide olayların gerçekleşme anı için orbları kullandığımıza göre, 2006 yılının tamamında iki üç drclik bir orb ile Pluto, Galaktik Merkez olarak tanımlanan bölgeyle zaten kavuşum hâlindeydi. O zaman dilimi içerisinde herhangi bir yutulma olmadığına göre, güncel olayların neler olduğunu inceleyerek bu pozisyonu daha net anlamlandırabiliriz.

Konuyla alâkalı olarak 2010 senesinde AstrolojiTürkiye'nin kurucu astrologlarından Devrim Dölen'in DerKi'ye verdiği röportajdan bir bölümü sunuyorum:
"2012 senesi için önemli pozisyonlar var ancak en dikkat çekici olanı Güneş'in Galaktik Merkez kavuşumu. Güneş daha önce de bu merkez üzerinden geçti ancak bu defa o noktayı tam olarak kapatacak. Yalnız şunu ifade etmeliyim ki, bu noktada uzun süre Pluto da durdu. Eğer bir felâket senaryosu sözkonusu olacak olsaydı, bunu Güneş yerine Pluto mutlaka açığa çıkarırdı. İlginçtir, bu pozisyon, yani Galaktik Merkez noktası, finansal astrolojide altının fiyatının belirlenmesinde çokça kullanılan bir konum. Mayalar da bir altın ve güneş uygarlığı idi. Belki de bunun altında kendi takvimlerinin sembolizmini aramak gerekir, başka bir şeyi değil."  (Devrim Dölen, DerKi röportajı, Aycan Aşkım Sarıoğlu, 2010)
Şimdi de, bir adım daha öteye giderek Pluto'nun 2006 yılı boyunca orb dahilinde Galaktik Merkez'le kavuşum yaptığı dönemin Dünya'daki önemli olaylarını inceleyelim ve bu arada ön bilgi olarak Yay burcunun dinî liderler, inançlar, reformlar, üniversiteler ve eğitim unsurları, hukuksal konular, yabancı ülkeler, kültürler, dünya dışı yaşam, uzaylılar, felsefe ve düşünce ile alâkalı olduğunu belirtelim.

2006 Yılı Dünyada önemli olaylar
-30 Aralık 2006 Saddam Hüseyin'in idamı (29 Aralık 2006, 26 drc 56 dk Yay Burcu'ndan Pluto'nun geçişi)
-26 Kasım-1 Aralık 2006 Papa'nın Türkiye ziyareti  (25 drc 44 dk Yay Burcu'ndan Pluto'nun geçişi)

Papa'nın Türkiye'ye gelmesindeki amaç yüzyıllardır araları açık olan Katolik ve Ortodoks kiliseleri arasında dostluğu ve birleşmeyi sağlamaktı. Kısacası tarih boyunca süregelen kiliseler arasındaki sürtüşme, uyuşmayla sonuçlandırılmak isteniyordu. Papa Katoliklerin, Patrik Bartholomeos da Ortodoksların ruhanî lideridir. Bu ziyaret ile kiliseler arasındaki yakınlaşma konusunda adımlar atılmıştır. Papa bu ziyaretinde Müslümanlık ile ilgili bir süre önce Almanya'da söylediği İslam âlemini yaralayan olumsuz sözleri de bir bakıma silmek istemişti. Efes'teki Meryem Ana'da yapmış olduğu konuşmalardan açıkça olmasa bile bu anlaşılıyordu]. <http://www.kenthaber.com/Haber/Genel/Kose/erdem-yucel/papanin-turkiye-ziyareti/2719d6e1-e8ce-4f19-983e-1d1b6bed5a6f>, 12.12.2012

-2007 Yılı Unesco tarafından Dünya Mevlana Yılı olarak seçilmiştir.
Mevlana'nın en temel öğretisi, "her şeyin üzerinde insanın hoşgörülü olması, kalbini tüm evrene açması" esasına dayanır. Kendisi "Gel, ne olursan ol gel" sözü ile evrensel bütünlüğü ve hoşgörüyü vurgulamıştır.


Sürecin Ruhsal Yönleri
Pluto gibi yıkım gücü ve dönüştürme özellikleri öne çıkan bir planet, yukarıda sözü geçen karadelik ile belirli orb dahilinde kavuşum yapmakta iken, dünyamızda bana göre yeni bir dönem zaten başlamıştır. Gerek dinî liderler gerekse insanlar belirli bir hoşgörü oluşturma adına eylemlere geçmeye başlamışlardır; ancak Pluto doğası gereği yıkıcı olduğundan, yeni bir oluşumdan önce tabi ki mevcut çürümüş sistemi yıkacaktır. Yukarıdaki tarihlerde verdiğim gibi, Pluto'nun sözkonusu karadelik geçişinde, dünyamız üzerinde gerçekleşebilecek olumsuz olaylardan daha çok, barışa, birliğe ve kardeşliğe yönlendiren olaylar damgasını vurmuştur. Egosunun hakimiyetinde yaşayan, hırslı ve kontrolsüz güç kullanan kişiler, bu dönemde gerekli olayları yaşayarak, ya saf dışı bırakılmış ya da uzaklaştırılmaya başlamışlardır.

Nitekim geldiğimiz 2012 yılı sürecinde, dünyamızda en önemli konu şüphesiz huzur ve barışla yaşamak olmaya başlamıştır. Biliyoruz ki sadece kendi isteği için mücadele eden, bütüne bir şey katmayan insanlar ve sistemler artık yavaş yavaş çökecektir. Geçmiş çağlarda bilimde, sanatta ve teknolojide ileriye gidememiş olduğunu düşündüğümüz medeniyetler ve uygarlıklar belki de bizden çok daha fazla ileriye gitmişler, gücün ve verilen bilginin, kontrolsüz ve kitleleri baskı altında tutmak için kullanıldığı zamanlarda nasıl büyük yıkımlara sebep olabildiğini deneyimlemişlerdi. Böylece kendilerine göre bir öngörü sistemi ile, geldiğimiz yıl için yine aynı şeylerin tezahür edebileceğini belirtmiş ve bizleri uyarmışlardı. Bana göre Maya Takvimi insanların kendilerinin, sistemin ve evrenin farkına varabilmeleri için bir uyarı, uyandırma sistemidir. Nitekim öngördükleri tarih olan 2012 yılı, Neptün gibi kolektif temsilcisi olan bir gezegenin, dağılma ve çözülme semboliği olan Balık Burcu'na geçişi ile eşzamanlılık göstermektedir. Böylece 21 Aralık gibi tek bir güne odaklanmaktansa, 2012'nin tamamına özel bir anlam yüklenmektedir. Peki ama bu ne olabilir?

Hepimizin 2012 sürecinde yaşadığı olaylar genel olarak farkındalığımızın artmasına sebep olmuş, insanlar olayları kişisel olarak değerlendirmektense, kitlesel çözüm önerilerine odaklanmışlardır. Bir yanda sistemlerin ve düzenin güç mücadelesi, bir yanda insanların barış çağrıları yankılanmaya başlamıştır. Herkes yaşadığı olaylarda "bunu niye yaşıyorum, görmem gereken nedir?" sorusunu kendine sormaya başlamış, kişisel gelişim sektörüne ilgi artmış, insanlar psişik yeteneklerini kullanmaya büyük bir arzu hissetmişlerdir. Aslında bu yılın en temel özelliği "Birlik bilinci"ne geçişte öncü bir yıl olmasıdır. İnsanların toplumu da ilgilendiren rüyalar görmesi, affetme ve bağışlama çalışmalarına katılmaları ve herkesin bir nevî kendini arındırma sürecine girmesi işte tam da bu dönemin gözle görülür deneyimlerindendir. Yapılması gereken olaylar karşısında sakin kalmak ve dışarıda hiçbir suçlu ya da sorumlu aramadan, öncelikle kişinin iç dünyasında barışı yaşamaya başlamasıdır, zira "göre göz, hisseden kalp" her şeye vesile olandır.

2012 sürecine en uygun gördüğüm cümlelerden bazılarını sizinle paylaşmak istiyorum:


1) "Yoktum var oldum. Taştım topraktım öldüm, bitki oldum...
Bitkiydim öldüm, hayvan oldum....
Hayvandım öldüm, insan oldum...
İnsanım, öleceğim...
Böyle her ölüşte bir üst mertebeye çıktıktan sonra ölümden neden korkayım?" Mevlana
2) -Göklerdeki şuurlular da, yerdekiler de O'na teslim olmuşlardır. Ali İmran 83
-Ki siz boyuttan boyuta, hâlden hâle mutlaka geçeceksiniz. İnşıkak 19


21 Aralık 2012 Greenwich Merkezli Güneş Doğuş Haritası
21 Aralık 2012 gününün Güneş Doğuş haritasını incelediğimizde, gördüğümüz en önemli olayların başında ASC, Merkür, Venüs ve Güneş'in Yay burcunda konumlanmış olması geliyor. Yay Burcu keşiflerle, iyi niyetle, bir şeyleri öğrenmek, sentezlemek, felsefî düşünmek, ufkumuzu genişletmek, bir şeylere inanmak, hareket özgürlüğü ve en tepedekine ulaşma isteği ile doğrudan bağlantılıdır. Bu tarz keşif veya yoğun enerjilerle çalışan günleri incelediğimizde Yay burcunun her zaman haritada aktif olduğunu görmekteyiz.
Örneğin;
-En gerçekçi UFO görüntülerinin gözlem anında, haritanın iletişim evini Yay Burcu kesmektedir.
-İnsanoğlu Ay'a ilk ayak bastığı anda haritanın tepe noktasında Yay Burcu vardır.
(Kaynak: Astroloji Akademisi Eğitim Kitabı 2)


21 Aralık haritasında da 12. ve 1. evleri Yay Burcu kesmektedir. 12. ev astrolojide olumlu anlamlarıyla -ki ben bu harita için olumlu anlamları almayı tercih ediyorum- sınırların aşıldığı, çözülmelerin başladığı, egonun dağılıp ruhsal kimliğin öne çıktığı,  iyileşmenin, iyileştirmenin, şifanın ve bilinçaltının evidir. Karmaya inanan astrologlarca "karmanın evi" olarak değerlendirilmiştir. ASC ise bu tarz çalışmalarda, bir haritanın görünürdeki kimliği ve bize ne göstermeye çalıştığını ifade eder. İlk olarak gördüğümüz, görünenin ardındaki ile görünenin iç içe geçmişliğidir (12 ve 1. evlerin her ikisi de Yay).
Şifa ve ruhsallık ile görünürdeki durum birlikte hareket etmekte ve bize yeni bir farkındalıkla yola devam mesajı vermektedir. 12. ev görünmeyen durumların evi ise, bizim şu ana kadar göremediğimiz durumları, nesneleri ve boyutları ASC ile bir arada çalışarak bir nevî görebilmemize olanak tanıyacaktır. Ayrıca 12.ev rüyalarla bağlantılı bir evdir ve son dönemde herkes geçmişten gelen rüyalardan, rüyaların gerçek gibi olduğundan ve rüyasında büyük değişimleri gördüğünden bahsetmektedir. Bu da 12. ev ve 1. ev ortaklığına iyi bir örnektir. Demek ki bu ilk görünüme bakarak, 21 Aralık gününün gerçekten de "iyi ve iyileştirmeye yönelik" bir enerjisi olduğundan söz edebiliriz ancak bu değişimleri gerçekleştirebilmek ve görünenin ardındakini görebilmek için öncelikle 12. evin asıl anlamlarını yerine getirmemiz gereklidir.

Örnek verecek olursak, burada izole olmak, içe dönmek, aslında yaptığı eylemlerin ve düşündüklerinin birebir farkında ve içsel olarak barış içinde yaşayan biri olmak için gerekli bir dönemdir. Kişi, başına gelen negatif karakterde olarak tabir ettiği olaylar aracılığı ile bir nevî doğrularını ve yanlışlarını görür, hayatı ve hayatındaki kimselerle doğrudan yüzleşir, geçmişinden arınır ve sonuçta geçmiş ve geleceğin olmadığı bir zamansızlık boyutuna, yani tek ortak an olan "şimdi"ye gelir. İşte bu, 12. evin bize sunduğu şifanın yoludur. 2012 yılı içerisinde aslında büyük bir kesimin yaşadığı olaylar tam da budur. Tüm bunlar insanların "şimdi" anına gelerek, kendini tüm evrene açması ve kalplerin birlik içinde atması için gelişen olaylardır.
Haritada ruhsal olarak boyut değiştirme, dünyanın yükselişi ve aydınlanma çağı olarak nitelendirilen döngüye geçiş açısından başka envanterler aramaya devam edelim:

Göreceğimiz ikinci ve en önemli noktalardan biri şüphesiz birinci evde yerleşmiş Pluto, beşinci evde yerleşmiş Jüpiter ve MC'de konumlanmış Satürn arasındaki Yod açı kalıbıdır. Yod astrolojide "Tanrı'nın parmağı" olarak isimlendirilmişse de ben ona "Tanrı'nın eli" demeyi daha çok seviyorum. Bu açı kalıbı genel olarak bizim tahmin etmekte zorlandığımız, iyi olarak nitelendirilen olayların sonradan kötü olabileceği, kötü olarak gördüklerimizin de iyi olarak şekillenebileceği ve aslında bizim irademizin üstünde bir üst irade tarafından yönlendirilen olayları temsil eder. Yod Kalıbını oluşturan gezegenlerin pozisyon ve muhtemel anlamları şöyledir:

Pluto 8 drc 57 dk Oğlak burcunda, Satürn 8 drc 39 dk Akrep burcunda ve Yod'un apex'i yani tepesi Jüpiter 8 drc 55 dk İkizler burcunda geri hareketine devam etmekte ve asteroid Lilith (Black Moon) ile üç drc yaklaşımla kavuşum hâlindedir.
Pluto, kitlesel olaylarla ve bulunduğumuz jenerasyonla ilgili bir gezegendir. Yapısı gereği, varolan yıkım gücünü keskin bir şekilde yerine getirmesi, aslında mevcut düzeni değiştirmek, düzenlemek ve çürümüş olan her sistemi yıkarak yenisini kurmak, dönüştürmek içindir. Oğlak Burcu'ndaki Pluto "geçmişi değiştirme gücümüzü ve gücü elinde bulundurup, güç ve ihtirasla hükmeden sistemleri yıkıp dönüştürme" ile ilgilidir.

Satürn, zamanı ve yargıları, en temel gerçekleri gösterir. Akrep Burcundaki Satürn, derin ve gerçekçi bir dönüşüm zamanına girdiğimizi göstermektedir. Jüpiter ise yayılma ve genişleme, bilgiyi geliştirerek yaymakla ilgili bir gezegendir ve mitolojide Tanrıların Tanrısı Zeus ile özdeşleştirilmiştir. Jüpiter'in haritadaki konumu 5.evdir, yani 5. evde "bilincin" evindedir. Böylesine şanslı sayılan ve olumlu anlamları ile açıkta yer alan bir evde bulunan ve Yod'un tepe noktasını oluşturan Jüpiter, Satürn ve Pluto ile bir araya gelerek kadersel bir işareti temsil eder hâle gelmiştir. Buradan hareketle diyebiliriz ki, bilinçte başlayan olumlu ve mutluluk temelli değişim, bizim geçmiş kalıplarımızı ve acı veren anılarımızı dönüştürmeye başlayacak, zamanla ilgili bilincimiz, irademiz dışında bir güçle değişecek ve böylece zamansızlığın kapısı aralanarak insanlığın daha mutlu ve umutlu, daha geniş bir bilinçle yaşamına devam etmesi sağlanacaktır. Ancak burada unutulmaması gereken nokta tüm bunların 21.12.2012 tarihinde gerçekleşmeye başlamayacağıdır; çünkü bu tarih bir "sembol"dür. Sembolik anlamı da işte bu yorumlara çıkmaktadır. Daha evvel de belirttiğim üzere insanlığın bu sürece merhaba demesi daha önceki yıllara dayandığı gibi, en üst başlangıç noktasına da 2012 Şubat ayında Neptün'ün Balık Burcu'na geçişiyle birlikte varmıştır.
Neptün, 21 Aralık 2012 haritasında 0 drc 49 dk Balık burcunda ve ikinci evdedir. İkinci ev, kendimize verdiğimiz değer ve sahip olduklarımızla, maddiyatla doğrudan bağlantılı bir evdir. Neptün bulunduğu bölgeyi çözer, dağıtır ve hayallerin içinden yeni bir vizyon geliştirmemizi sağlar. Şifacılık, rüyalar ve ilhamla alâkalı bir gezegendir. İkinci evdeki Neptün, maddi değerlerle ilgili bakış açısını değiştirmeye, maddeye sıkı sıkıya bağlı kalma devrinin yavaş yavaş sona erdiğini temsil etmeye ve insanların şifa ve ilhamı daima daha yüksek bir iradeden akan bir enerji olarak kendilerinde görmesine sebep olacaktır diye düşünüyorum. İşte genel anlamlarıyla da Ocak 2026'ya kadar Balık Burcu'nda seyrine devam edecek olan Neptün, bu yıllar içerisinde herkesin şifayı kendinde aramasına, anlamlı rüyalar yolu ile bilgilendirilmeye, bilgeliğin artmasına, egonun çözülmesine, dağılmasına ve insanların şefkat ve merhamete, barışa yönlenmesine neden olacaktır.

Haritanın diğer bölümlerini incelediğimde en dikkat çeken diğer noktalar şöyledir:

1) Beşinci evdeki Jüpiter 12, 1 ve 3. evlerden gelmektedir; rüyaların anlamlanması, bilinçdışı öğrenme sürecinin desteklenmesi, tesadüfî, kadersel olayların gün içinde sıklıkla yaşanması, izole olma yolu ile insanların kendi yaşam biçimleri üzerinde düşünmesi ve içe dönmesi, böylece dışarıda değil öncelikle içeride huzurun aranması, üçüncü ev sebebi ile, iletişimde daha iyimser, bilge ve pozitif olunması, belki de önümüzdeki yıllarda telepati, durugörü vb. gibi yeni iletişim şekillerinin yayılması, henüz tanımlayamadığımız varlıklar ve boyutlarla iletişime geçilmesi.
12. evde yer alan Yay Burcu'ndaki Merkür'ün 6. ve 7. evlerden gelmesi,  Ay ile 120 drc açı oluşturması  ve Yod kalıbının tetikleyicisi olması da, günlük rutinde ve ikili ilişkilerde iyimser tavırların hakim olacağı, iletişimde yeni bir döneme geçileceği ile ilgili bir diğer önemli ayrıntı olabilir. Sağlık alanında bitkisel çözümler ve alternatif terapiler artabileceği gibi, herkesin kendini iyileştirebilme yeteneğinin artması ile ilgili bir süreci de görmekteyiz.
2)Pars Fortunae 9. ev girişinde Başak Burcu'nda yer alıyor: 9. ev Yay Burcu ile bağlantılı bir evdir ve inançlar ve eğitim konularıyla ilgilidir. İnsanların inançları ile ilgili yeni bir "düzen"e geçeceğimizi tahmin ediyorum. Bu yeni düzen içerisinde 9. ev konularından olan başka boyutları gözlem de vardır. Böylece önümüzdeki süreçte UFO gözlemleri artabilir, birlik inancı gelişebilir, âlemde tek olmadığımızı daha iyi kavrayabiliriz. Yine konuyla bağlantılı olarak süreç içinde astroloji okulları açılabilir, eğitimde yeni bir döneme geçebiliriz.

Son Not
Kıyameti tek bir güne sığdırma düşüncesindense, cehennemi ve cenneti bu dünyada yaşayan insanlara odaklanmalıyız diye düşünüyorum. Kendi içlerinde kıyamet yaşayan o kadar çok insan var ki... Siz kin tuttuğunuzda, affetmediğinizde, hırslarınıza yenik düştüğünüzde cehennemdesiniz aslında ve kendinizi, insanları, tüm evreni sevince de cennette...


Herkesin kendi kalbini dinlemesini ve korkularını bırakıp sevgiyle yola devam etmesini ve tüm âlemlerin barış içinde, dostlukla, kardeşlikle yaşamasını diliyorum.

Didem ŞARMAN